İnğiliz Mutfağı

Birçoklarına göre İngiliz mutfağı diye bir şey yoktur. Varolan sadece İngiliz yiyecekleridir. Hatta birçok kişi Britanya Adası’nda yaşayanların kızarmış et ve haşlanmış sebzeden başka bir şey yemediklerini sanır. Oysa İngilizlerin oldukça geleneksel ve bugün hala bozulmamış, yaygın bir yemek kültürleri vardır. Kullanılan malzemelerden pişirme tekniklerine kadar son derece farklı bir yapı içeren bu mutfak, geleneksel yapının üzerine, geçmişteki büyük İngiliz imparatorluğunun kazanımlarını ekleyerek klasik Akdeniz Mutfağını geride bırakmayı başarmıştır. Genel olarak İngilizlerin ekmekle araları pek yoktur. Yemek esnasında ekmek yerine patates ya da pirinç yemeyi tercih ederler. Buna son yıllarda bulgur da eklenmiştir. Öğlen yemekleri hafif yiyeceklerden oluşur. Ne evde ne de dışarıda sandviç ve salatadan fazla bir şey yemezler. Buna karşılık sabah ve akşam yemekleri hatırı sayılır ölçüde kuvvetlidir. Sabah kahvaltıları ise tam anlamıyla dörtbaşı mamur bir ziyafetten oluşur. Sabah kahvaltısı, başlı başına bir yemek olarak algılandığından, günün her saati yenilebilmektedir. Londra’nın birçok kahvesinde gece saat sekizde bile sabah kahvaltısı servisi yapılır. Full English Breakfast denilen bu yemeğin yanında içilen içki ise genellikle içtikleri içiçek çaydır genelde bir çok ingiliz sütlü çay içer  Kahvaltının ilk yiyeceği yağda kızarmış yumurtadır. İsteğe göre bu iki ya da üç adet olabilir. Pişen yumurta tam daire şeklinde olmalı, sarısı ve beyazı ayrı ayrı görülebilmelidir. Diğer bir kahvaltılık, bacon adı verilen kızartılmış domuz pastırmasıdır. Aslında bir tür tuzlanmış ve tütsülenmiş ettir ve doğal olarak üzerinde çemen yoktur. Ve tabii sosıs… İngiltere’de değişik ot ve baharatlarla yapılmış çok çeşitli kahvaltılık sosisler vardır. Genellikle domuz etinden imal edilirler. Ancak son yıllarda müslüman nüfüsün artması, sosis üretiminde sığır eti kullanımını da yaygınlaştırmaya başlamıştır. Kahvaltı için sosisler yağda birkaç dakika kızartılıp pişirilirler. Bütün bu yiyecekler büyük bir tabağa yerleştirilir. Ayrıca, mantarlar ve halka halka kalın kesilmiş domates dilimleri kızartılıp tabaga konur Tabakta hala boş yer olmalı, çünkü başka yiyecekler de var sırada… Örneğin, hash brown. Bir tür pirinçli patates kurabiyesi. Ayrıca bubble and squeak dedikleri, bezelye, havuç, lahana gibi sebzelerin karıştırıldığı patates püresi. Kızarmış patates. Son olarak da domates soslu kuru fasulye. Evet yanlış okumadınız, bildiğimiz kuru fasulye. Özellikle çalışan sınıfların yaptığı kahvaltıların olmazsa olmazı. İngiliz yemek kültürü, Avrupa`nın en zayıf mutfaklarından birisi olarak kabul edilir. Ancak, denizaşırı ülkelerden gelen göçmen mutfaklarının etkisi ile birlikte, içeriği ve teknikleri ile modern İngiliz mutfağı renklenmiştir. İngilizler genelde dışarıda yemek yemeyi severler. Evlerde pişen yemekler genelde Türklerin damak tadına pek uygun değildir. Ancak, birkaç haftanın sonunda İngiliz yemeklerine alışabilirsiniz  Geleneksel İngiliz mutfağının vazgeçilmezleri kırmızı et, kuzu eti, domuz eti, tavuk ile balıktır ve bunlarla hazırlanan yemekler hemen her zaman patatesle birlikte servis edilir. İngiliz mutfağı için sıkça yapılan şaka yollu bir tanım var: “Dünyanın en ince kitabı!” Ancak, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorluğu olan Britanya Krallığı’nın yemek kültürünün olmadığını düşünmek ne kadar doğru, gelin beraber bakalım. Kimilerine göre son derece kısıtlı olsa da aslında İngiltere’nin de kendine has ve son derece özgün bir mutfağı var. Birkaç örnek vermek gerekirse: Fish&chips, Yorkshire pudding, baked beans, rozbif, shepherd’s pie, apple crumble, shortbread ve hatta -çoğu kişiye şaşırtıcı gelecek olsa da- cheesecake… Tüm bunlar İngiliz mutfağına has lezzetlerden sadece bazıları. İngiliz mutfağı çok karmaşık yemekler üzerine kurulu bir mutfak değil. Temel olarak kullanılan beş ana malzeme var: Et, yumurta, patates, patates ve daha çok patates. İngilizler 35’ten fazla çeşitte patates yetiştiriyor ve onlarca farklı yemek yapıyorlar. Bu yemeklerin en meşhurları ise tabii ki fish&chips ve shepherd’s pie. Fish&chips’teki “chips” kısmı bildiğimiz patates kızartması. Shepherd’s pie ise biraz zahmetli ancak son derece lezzetli ve doyurucu bir yemek. Yapılışı ise şöyle: Kıyma, soğan ve sarımsakla beraber kavruluyor. Bir fırın kabına önce kıyma, ardından bezelye, havuç, rendelenmiş domates ve son olarak da patates püresi koyuluyor. Üzerine de bolca rendelenmiş cheddar peyniri serpilip fırında üzeri kızarana kadar pişiriliyor. İngilizler patatesle sadece yemek yapmakla kalmıyor, patatesi damıtıp bira ve viski bile yapıyorlar. İngiltere’nin dünyanın en önemli bira ve viski üreticilerinden biri olduğunu düşünürsek bu duruma çok da şaşırmak gerekir. İngiliz mutfağı tatlı açısından da zayıf sayılmaz. İngilizlerin tatlıları ne Fransızlarınki kadar ağır ne de Amerikalılarınki kadar şekerlidir. Aksine son derece yalın ve lezzetlidir. Üstelik yapılışları da çok kolaydır. Örneğin apple crumble. Un, şeker ve yağ ekmek kırıntısı kıvamına getirilinceye kadar, mümkün olduğunca kısa zamanda, yoğrulur. Fırın kabına önce kat kat dilimlenmiş elmalar dizilir; her katın arasına da şeker ve tarçın serpiştirilir. Elmaların üzeri hamur kırıntıları ile kaplanır. Fırında yaklaşık 40 dakikada pişen bu tatlıyı İngilizler genellikle ılık olarak ve dondurma ile servis ederler. Bu tatlının en bilinen çeşidi elmalı olsa da armut, şeftali, vişne gibi meyvelerle de yapılır. Apple crumble haricinde cheesecake, bread and butter pudding ve daha birçok tatlı da İngiliz mutfağının değişmezleri arasındadır  Tüm bunlara dünyaca bilinen meşhur “İngiliz kahvaltısı” ve İngiltere’de hemen her ailenin pazar klasiği olan “sunday roast”u da ilave edersek İngilizlerin yemeğe ne kadar önem verdiğini rahatça görebiliriz. İngiliz mutfağından bahsetmişken, başarılı İngiliz aşçıları saymamak olmaz. Çıplak şef Jamie Oliver, Cehennem Mutfağı’nın aksi şeytanı Gordon Ramsay (al beni yanına Gordon’um!), gecelerin kraliçesi Nigella Lawson, modern mutfağın mafya babası Marco Pierre-White, Şişman Ördek Heston Blumenthal bir çırpıda sayabileceğimiz önemli İngiliz aşçılardan yalnızca birkaçı. Şimdi yazının en başındaki şakaya tekrar dönelim. Hala İngiliz mutfağının “dünyanın en ince kitabı” olduğunu düşünüyor musunuz? Eğer cevabınız evet ise aşağıdaki tarif eminim ki fikrinizi değiştirmenize yardımcı olacaktır. Eğer cevabınız zaten hayır ise size söyleyebileceğim tek bir şey var: Afiyet olsun!

ingiliz  müşterilerini iyi bilirim   onlara  ıngılız mutfagının yanınada türk mutfagnıda sevdırıdk hatta çiggöfte  bagımlısı  yaptıgım  ingilizler  varr      volkan chef

Leave a Reply

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi
*